AKADEMİK DÜNYA "aman çok akademik"

23 Nisan 2015

Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Psikoloji programı açma girişimine tamamen karşıyım


----------------------------

YENİ GELİŞME: Türk Psikologlar Derneği'nin AÖF bünyesinde Psikoloji Bölümü açılması hakkında duyurusunu paylaşıyorum. Dakika dakika yeni gelişmeler. (bu durumu bir aşı olarak kabul edelim ve daha da hazırlıklı olalım derim):http://www.psikolog.org.tr/?Detail=1294

-----------------------------


Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nin (AÖF) Psikoloji programı açmayı planladığı şimdiye kadar duyulmuştur diye tahmin ediyorum. Bunun için Anadolu Üniversitesi son dakikada bir grup akademisyen psikoloğu davet etti ve ne planladığını anlattı. Davet edilen ve davete icabet eden kişilerden birisi de bendim. 

Uzatmadan ve kişisel olarak yazacağım. Zaten toplantıya katılan hocalar olarak biz gerekli cevabı yazılı olarak hem o üniversiteye hem de gerekli yerlere ilettik/iletiyoruz. 

Bu program hayata geçirilmek üzere YÖK'e başvurulmak üzere dosyası vs hazır bir iş. Kontenjan olarak bize bir rakam söylemediler. 500, 750, 1000 olabilir, 5000 olabilir, sınırsız da olabilir. Geçen seneki başka AÖF programlarının ÖSYM kontenjanlarında zaten 1025'ten aşağı bir rakam göremiyorum. Anadolu Üniversitesi'nde psikoloji bölümü kadrosu yok, program sanal saatlik ücretli hocalarla yürütülecek vs. Bizden istenen sadece 'sanal hoca' olmamız. 
Bu kadar. Herkes psikoloji alanını ne çok biliyor(!)

Açıkça yazayım:


Türkiye'nin böyle bir programa ihtiyacı yok. Şu an yükseköğretimde geldiğimiz noktayı kabaca yazdım buradaki bağlantılara bakılabilir. Daha ne istiyorsunuz bu alandan?

Türkiye'nin yeterince psikoloğu yetişti ve yetişmekte. Daha fazlasını kaldıramaz.

Türkiye yükseköğretiminde tanımlanan psikoloji lisansı ve psikologluk mesleği açıköğretimle asla yapılamaz. Çünkü psikologlar ana rahminden ölüme kadar insanın davranışları, gelişimleri, zihinsel süreçlerini incelerler ve bununla ilgili her alanda akıl sağlığı da dahil olmak üzere çalışmaktadırlar. Bu işin şakası bile olamaz!

Dünyanın ileri ülkelerinde saygın bir bölüm olan psikoloji ve psikologluk mesleği bu kadar hafife alınacak bir bilim ve uygulama alanı değildir.

Psikoloji rüştünü ispatlamak zorunda değildir. Ne olduğu bellidir. 

Şu an ki Türkiye yükseköğretim şartlarını ve sosyo-kültürel ortamını düşünerek, böyle bir uygulama olursa 


  • öncelikli olarak psikoloji lisansının ve psikoloji alanının paçavraya dönüşeceğini, 
  • şu an ki psikoloji yükseköğretiminin çıktılarının, kazanımlarının, mezunlarının değersiz ve anlamsızlaşacağını,
  • hemen akabinde de lisansüstünün de benzer uygulamalarla telef edileceğini, 
  • daha da vahimi bu alanın hem yükseköğretim kadrolarının hem öğrencilerinin hem mezunlarının yetersiz ve "başkaları" tarafından zaptedileceğini öngörüyorum.


Sosyal medya üzerinden çeşitli çağrılar yapılıyor, o yüzden beklemeden bu çağrılara katılıyor ve destekliyorum.


Sosyal bilimler içinde kendini en çok doğa bilimlerine yaklaştıran bir alan olan psikolojinin bu ülkede bu kadar hunharca, gaddarca her tür devlet ve vakıf üniversitenin sömürü alanı olmasından en hafif tabirle utanıyorum. 

YETER ARTIK!




13 Nisan 2015

Akademisyenlerin beklentileri - Sonuçlar (2)

Akademisyenlerin çalışma ortamındaki beklentileri çalışmamın sonuçlarının analiz edilmemiş halini paylaşmaya devam ediyorum. İlki burada.

Ön not: Akademisyenlerin beklentileri başlıklı kısa bir çalışma yapmaya 19 Mart 2015 tarihinde başladım ve sosyal medya üzerinden, academia_tpd'den, psy-l'den duyurularını yaptım. Sadece 10 sorudan oluşan bu araştırmanın amacı çalışma koşulları ile ilgili akademisyenlerin beklentileriydi. Sonuçları buradan paylaşıyorum. Ama bundan önce, tabiki bilimsel bir çalışma olmadığı için örneklem hataları vs mevcut, yine de veriler bir ön çalışma için oldukça ilgi çekici.

İlkönce, bilgilendirmek amacıyla ve sadece duyduklarımı / yaşadıklarımı / gözlemlerimi yazıyorum. Vakıf üniversitelerinin hepsi hem YÖK Kanunu'na hem de İş Kanunu'na bağlı olarak çalışıyor. Tanımı ve işlevi gereği kamu hizmeti yapılan bu kurumların çoğunda çalışma saati cumartesi dahil kamu hizmetine aykırı bir şekilde iş kanununa uy(durul)arak haftada 45 saat, kontrat süresi 1 yıl, yıllık izin süresi ilk sene 0 gün ikinci sene cumartesi dahil 14 gün. Devlet üniversitelerini bilmiyorum.


Bu konularda akademisyenlere sordum onlar da beklentilerini yazdı:






Katılımcılara çok teşekkür ederim.

10 Nisan 2015

Akademisyenlerin beklentileri - Sonuçlar

Akademisyenlerin beklentileri başlıklı kısa bir çalışma yapmaya 19 Mart 2015 tarihinde başladım ve sosyal medya üzerinden, academia_tpd'den, psy-l'den duyurularını yaptım. Sadece 10 sorudan oluşan bu araştırmanın amacı çalışma koşulları ile ilgili akademisyenlerin beklentileriydi. Sonuçları buradan paylaşıyorum. Ama bundan önce, tabiki bilimsel bir çalışma olmadığı için örneklem hataları vs mevcut, yine de veriler bir ön çalışma için oldukça ilgi çekici.

İlkönce, bilgilendirmek amacıyla ve sadece duyduklarımı / yaşadıklarımı / gözlemlerimi yazıyorum. 

Devlet üniversitelerinde Şu an devlet üniversitelerinde, yuvarlayarak söylersem, YÖK kanununa göre 10 saat olduğu için haftalık 10 saat ders yükü karşılığı, işe başlangıç ve net olarak 

Yrd.Doç. maaşı 4000, 

Doç. maaşı 5000, 

Prof. maaşı 6000 (-+200)

Bu maaşlar daha düşüktü ama Ekim 2014 maaş artışı ile ve Aralık senelik %3-%6 artışı ile bu rakamlara ulaştı (Bkn. "Akademik zam"). Ek görevlendirmeler, ek ders ücretleri, ek işler, geri kalmış şehirlerdeki üniversitelerdeki maaş artışları hariç. 

Vakıf üniversitelerinde ise tablo çok karışık. Yrd.Doç. için 3000-6000 arası ve üstü duyumlar alıyorum. Haftalık ders saat yükü 6 saat ile 24 saat arası değişiyor. (YÖK kanununa göre haftalık 10 saat). Ama yine yuvarlayarak ve ortalama söyleyeyim, haftalık ders yükü 12 saat

Yrd.Doç. maaşı 4500, (-+1500)

Doç. maaşı 5500 (-1000,  +2000)

Prof. maaşı 7000 (-500, +...)

Buna ek görevlendirmeler ve (sadece bazı üniversitelerde verilen) ek ders ücretleri hariç. Örneğin, bir dekan maaşı 15000, bir rektör maaşı 30000 olabilir. Ek ders ücreti (veya part-time hoca saatlik ücreti) ortalama ise Y.Doç için 75, Doç. 90, Prof. 110. Ama bunlar üniversiteden üniversiteye değişkenlik gösterebiliyor.

Bu maaşlar her devlet üniversitesinde kıdem arttıkçe/sene geçtikçe artar. Vakıf üniversiteleri aynı zamanda İş Kanunu'na bağlı olduğu için, vakıf üniversitelerinde ise her sene TEFE TÜFE oranında artmak zorundadır (ama bazıları yasayı çiğneyerek artırmaz).

Şimdi gelelim şu an akademisyen olarak çalıştığını belirten 96 katılımcının çalıştığı üniversiteler:


Bu 96 akademisyenin kademik beklentiler çalışmasına verdikleri cevapların işlenmemiş/analiz edilmemiş hali. Ders yükü ve maaş bölümünü veriyorum, bu bölümlerin analizlerini ve diğer sorulara verilen cevaplar ve analizlerini daha geniş bir zamanda yazacağım.




Katılımcılara çok teşekkür ederim.

Yazının ikincisi: 

Akademisyenlerin beklentileri - Sonuçlar (2)



01 Nisan 2015

Mart 2015 verileri

Akademik Dünya'nın Mart 2015 verileri şu şekildedir.


1-31 Mart 2015 tarihlerinde 9766 farklı kişi bu siteyi ziyaret etti. Bu aynı zamanda şimdiye kadar bir ay içinde Akademik Dünya'nın en çok ziyaret edildiği ay. 


Bu ziyaretçiler çoğunluğu Türkiye'de olmak üzere 56 ülkedeki 325 şehirdendi. İlk üç sırada yine sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir yer almakta.


Akademik Dünya 15 Eylül 2013 tarihinde yayına başladı. O günden bugüne toplam 55,533 farklı kişi tarafından ziyaret edildi.


Teşekkürler!


Burada da Şubat 2015 verilerini bulabilirsiniz.

URAP Üniversite Sıralamaları 2014-2015

2014-2015 yılı URAP Akademik Performansa Dayalı Üniversite Sıralamalarını vermediğimi farkettim. Hemen gerekli bağlantıları vereyim. Baştan da mesajımı vereyim: Değişen çok bir şey yok. Üniversitelerimizin dünyada pek esamesi okunmuyor.

Tabiki bu sıralamalar pek çok açıdan eleştirilebilir. Ve tabiki pek çok sıralama biçimleri var, örneğin US News, Times Higher Education vb. 

Türkiye için bu genel sıralama:
http://www.urapcenter.org/2014/country.php?ccode=TR&rank=all
Meraklısına 
1. ODTÜ, 
2. Ege, 
3. İTÜ, 
...
13. Bilkent, 
26. TOBB, 
29. Doğuş, 
31. Koç,
...

URAP'ın Türkiye adresli sitesine girdiğimizde de şu başlıklarda sıralamalar görüyoruz: 2000 yılından önce kurulan üniversiteler arası, 2000'den sonra kurulanlar arası, Tıp fakültesi olanlar, Tıp fakültesi olmayanlar, Devlet üniversiteleri, Vakıf üniversiteleri, Doktora öğrencisi olan/olmayanlar, Genel Sıralama.

http://tr.urapcenter.org/2014/

Buraya parantez açayım: Tıp fakültelerinde çok öğretim üyesi olması ve vaka çalışmaları dahil görece daha hızlı/çok/kolay yayın yapıldığı düşünüldüğü için böyle ayrı bir sıralama da yapılıyor.

Tablo 9'daki genel sıralamaya bakarsak: 
1. Hacettepe, 
2. ODTÜ, 
3. İstanbul,
...
8.Bilkent, 
11. Sabancı, 
13. Koç
...

Yine URAP'ın dünya sıralamasına göre 
433. ODTÜ, 
489. İstanbul, 
487. Ege, 
488. İTÜ 

Bağlantı burada:
http://tr.urapcenter.org/2014/2014_YILINDA_155_TU%CC%88RK_U%CC%88NI%CC%87VERSI%CC%87TESI%CC%87NI%CC%87N%20_DURUMU_23_ARALIK_2014.pdf

Burada ayrıca başka Leiden, Arwu, Times, vb sıralama listelerinde Türkiye adresli üniversitelerin sıralamasını görebilirsiniz.

Sonra Kral Çıplak deyince kızıyorsunuz :)