AKADEMİK DÜNYA "aman çok akademik"

Toplam Görüntüleme Sayısı

17 Ocak 2021

"Ass.Dr." veya "Dr.Ass."

Türkiye'deki üniversitelerin ve (bazı) akademiklerin akademik unvanlarla imtihanı bitmiyor. Üşenmiyor yazıyorum:

"Ass.Dr." veya "Dr.Ass." diye bir şey yok. Bunu sanırım doktora sahibi 'araştırma görevlisi' veya tıp fakültesinde uzmanlığa başlamış asistan kişiler için kullanıyorlar. 

YANLIŞ. 

KOMİK. 

CAHİLLİK. 

1. ass şu demek: http://www.dictionary.com/browse/ass?s=t

tureng'den Türkçe de bakmak isteyenler olur: http://tureng.com/en/turkish-english/ass


2. 'Dr' doktora sahibi demek. Bu bir unvan değil, eğitim derecesidir. En yüksek yükseköğretim derecesidir. Doktora yani. (ama tıp mıp bişi mişi demeyin, o profesyonel okul derecesi, İngilizcesi MD. Anlatırım sonra)

Bu nedenle unvan ile eğitim derecesi yanyana yazılmaz. Asst. Prof. Dr. olmaz, Assoc. Prof. Dr. olmaz vs. Doğrusu Asst. Prof. (Yardımcı Doçent), Assoc. Prof. (Doçent). (ama hocam sen mi çok bilecen diyenler için evet ben çok bilecem, çok biliyorsanız "ass" diye yazmayın, kapiş? :))

3. Doktoranız var ama unvanınız araştırma görevlisi, yani kadronuz araştırma görevliliği. O zaman 'araştırma görevlisi'siniz. Aşağıdaki bağlantılarda onunla ilgili yazdım, bakıverin bi zahmet.

4. Ama ben asistanım araştırma görevlisi değilim diyorsanız o zaman sadece asistansınız işte :)

5. ee nasıl yazcam, doktoram var ama araştırma görevlisiyim. Hakkaten araştırma görevlisi iseniz (idari asistan/yardımcı/sekreter veya öğretim yardımcısı vs değilseniz), o zaman:

İsim Soyisim, Ph.D. 
Research Assistant

Önemli: Ph.D. bilim doktorluğu demek, tıp, hukuk vs. değil.



İlginizi çekebilir:


Akademik ünvanlar: Profesör (Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe)

Akademik ünvanlar: Doçent (Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe)

Akademik ünvanlar: Yardımcı Doçent (Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe)

Akademik ünvanlar: Araştırma Görevlisi (Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe)

"Ass.Prof."


"Assist. Assoc. Dr."


13 Temmuz 2020

Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Psikoloji programı açma girişimine tamamen karşıyım

YENİ GELİŞME(ME): Bu yazıyı blogdan kaldırmıştım. Ama maalesef yeni bir durum oldu. O nedenle Nisan 2015'te yazdığım yazıyı tekrar paylaşıyorum.

----------------------------

YENİ GELİŞME: Türk Psikologlar Derneği'nin AÖF bünyesinde Psikoloji Bölümü açılması hakkında duyurusunu paylaşıyorum. Dakika dakika yeni gelişmeler. (bu durumu bir aşı olarak kabul edelim ve daha da hazırlıklı olalım derim):http://www.psikolog.org.tr/?Detail=1294

-----------------------------


Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nin (AÖF) Psikoloji programı açmayı planladığı şimdiye kadar duyulmuştur diye tahmin ediyorum. Bunun için Anadolu Üniversitesi son dakikada bir grup akademisyen psikoloğu davet etti ve ne planladığını anlattı. Davet edilen ve davete icabet eden kişilerden birisi de bendim. 

Uzatmadan ve kişisel olarak yazacağım. Zaten toplantıya katılan hocalar olarak biz gerekli cevabı yazılı olarak hem o üniversiteye hem de gerekli yerlere ilettik/iletiyoruz. 

Bu program hayata geçirilmek üzere YÖK'e başvurulmak üzere dosyası vs hazır bir iş. Kontenjan olarak bize bir rakam söylemediler. 500, 750, 1000 olabilir, 5000 olabilir, sınırsız da olabilir. Geçen seneki başka AÖF programlarının ÖSYM kontenjanlarında zaten 1025'ten aşağı bir rakam göremiyorum. Anadolu Üniversitesi'nde psikoloji bölümü kadrosu yok, program sanal saatlik ücretli hocalarla yürütülecek vs. Bizden istenen sadece 'sanal hoca' olmamız. 
Bu kadar. Herkes psikoloji alanını ne çok biliyor(!)

Açıkça yazayım:


Türkiye'nin böyle bir programa ihtiyacı yok. Şu an yükseköğretimde geldiğimiz noktayı kabaca yazdım buradaki bağlantılara bakılabilir. Daha ne istiyorsunuz bu alandan?

Türkiye'nin yeterince psikoloğu yetişti ve yetişmekte. Daha fazlasını kaldıramaz.

Türkiye yükseköğretiminde tanımlanan psikoloji lisansı ve psikologluk mesleği açıköğretimle asla yapılamaz. Çünkü psikologlar ana rahminden ölüme kadar insanın davranışları, gelişimleri, zihinsel süreçlerini incelerler ve bununla ilgili her alanda akıl sağlığı da dahil olmak üzere çalışmaktadırlar. Bu işin şakası bile olamaz!

Dünyanın ileri ülkelerinde saygın bir bölüm olan psikoloji ve psikologluk mesleği bu kadar hafife alınacak bir bilim ve uygulama alanı değildir.

Psikoloji rüştünü ispatlamak zorunda değildir. Ne olduğu bellidir. 

Şu an ki Türkiye yükseköğretim şartlarını ve sosyo-kültürel ortamını düşünerek, böyle bir uygulama olursa 


  • öncelikli olarak psikoloji lisansının ve psikoloji alanının paçavraya dönüşeceğini, 
  • şu an ki psikoloji yükseköğretiminin çıktılarının, kazanımlarının, mezunlarının değersiz ve anlamsızlaşacağını,
  • hemen akabinde de lisansüstünün de benzer uygulamalarla telef edileceğini, 
  • daha da vahimi bu alanın hem yükseköğretim kadrolarının hem öğrencilerinin hem mezunlarının yetersiz ve "başkaları" tarafından zaptedileceğini öngörüyorum.


Sosyal medya üzerinden çeşitli çağrılar yapılıyor, o yüzden beklemeden bu çağrılara katılıyor ve destekliyorum.


Sosyal bilimler içinde kendini en çok doğa bilimlerine yaklaştıran bir alan olan psikolojinin bu ülkede bu kadar hunharca, gaddarca her tür devlet ve vakıf üniversitenin sömürü alanı olmasından en hafif tabirle utanıyorum. 

YETER ARTIK!