AKADEMİK DÜNYA "aman çok akademik"

28 Kasım 2013

Psikoloji bölümleri değerlendirme çalışması

Psikoloji camiasının psikoloji bölümlerini değerlendirdiği bir anket paylaşıyorum. Anket toplam 5 sorudan oluşuyor. Ankete erişim 1 Aralık Pazar günü 23:59'da kapanacaktır. Paylaşabilirsiniz.

(Öğretim üyeleri lütfen katılmasın, sizinki farklı)

Anket için:

http://goo.gl/OXHhtj

19 Kasım 2013

"Yüksek Öğrenim Endüstriyel Kompleksi"

Burak Arıkan'ın hazırladığı "Yüksek Öğrenim Endüstriyel KompleksiYüksek Öğrenim Endüstriyel Kompleksi Özel üniversiteler ve mütevelli heyetleri üzerinden bağlı oldukları şirketler ve kurumlar ağı" adlı çok güzel bir çalışmaya bu bağlantıya tıklayarak erişebilirsiniz.


Bunları biliyor muydunuz?

Bugün twitter'da (enginarik) kendimi aşağıdaki şeyleri yazarken buldum. Tam (ş)akademiklik!

  • Üniversite eğitimi ne para getiriyor, ne tutuyor şeklinde olamaz. Bunu söylemek bile abes. Televizyon kanallarına döner ortalık :)
  • Bazı üniversitelerimizde tek tük malzemeleri çalmasınlar diye ders saati dışında dersliklerin kapılarını kilitlediklerini biliyor musunuz?
  • Bazı üniversitelerimizde kampüste para geçmediğini sadece önceden ödemeli kimlik kartlarıyla alışveriş yapıldığını biliyor musunuz? 3 kuruş da o kartlardan, likit faizden, ve işyeri komisyonlarından vergisiz kazansın üniversite ağababaları :)
  • Bazı üniversitelerde öğretim elemanları için fakülte başına sadece tek bir yazıcı olduğunu biliyor musunuz?
  • Bazı üniversitelerimizde anakapıda kartla giriş olduğunu, 9-5, 8-6 saatlerinde giriş ve çıkış yapılmadığında maaşların kesilebileceğini bil.
  • Hangi üniversitenin havuzuna gittiğinizde bornozuyla duran bir mütevelli heyeti başkanı ile karşılaşabilirsiniz?

15 Kasım 2013

"(...) psikoloji sosyal bir bilim değildir"

Artık bazı şeyleri ifşa etmenin zamanı geldi. İşi ehline veriniz! 

Aşağıdaki fotoğrafta özellikle oval olarak işaretlediğim bölüme bir bakınız.


Ayrıca düzelteyim:


Psikoloji sosyal bir bilimdir! 







13 Kasım 2013

Psikoloji bölümleri kontenjanları hakkında bilgi (1996'dan beri)

Son yıllarda üniversite sayılarında bir artış olduğu gibi psikoloji bölümleri sayısında da bir artış var.


ÖSYM sayfalarından aldığım bilgilerle 1996'dan beri üniversiteler ve psikoloji bölümleri kontenjanları hakkında bilgi derledim. Sizlerle paylaşmak istedim. Bu çalışmalar bibliyometrik veri analizleri için kullanılacaktır, ODTÜ-KKK hariç, bir hatamı görürseniz beni bilgilendiriniz lütfen. Bir kaç kutuya 'yorumla' bilgi ekledim.

http://goo.gl/YrsAKg

10 Kasım 2013

Üniversitelerin SSCI Psikolojide Yer Alan Tam Makale Yayınları

Akademik olarak bibliyometrik analizler amacıyla daha önce yaptığım bir ön çalışmayı daha paylaşıyorum. WoS veritabanları uluslararası olarak daha ön plana çıkmakta ve bibliyometrik analizlerde çokça kulanılmaktadır. Ben de bu veritabanında SSCI psikoloji altdizinlerini seçtim. Sonuçlar taslak halindedir ve yakın zamanda güncelleyeceğim.


Çalışmada bulabileceğiniz bilgiler:
  • Psikoloji Bölümü Olan Üniversiteler (öğrencisi olmayan bölümler ve 2012 tarihinde kurulmamış bölümler eklenmemiştir. Bazı üniversiteler sehven eklenmemiştir. Güncelleyeceğim).
  • 2010-2013 tarihleri arasında psikoloji dizinlerinde yer alan toplam makale sayısı (19 Temmuz 2013 tarihinde alınmıştır).
  • Üniversite websitelerindeki Psikoloji Bölümü Tam Zamanlı Öğretim Üyesi (Yrd.Doç. ve üstü) 2 Ocak 2013 tarihinde üniversite websitelerinden alınmıştır.
  • TIMESPAN: 2012 yılında SSCI ve A&HCI indekslerinde Psikoloji ve alt başlıklarında yer alan toplam TAM makale (Article) sayısı (reprint adresleri gözönüne alınmamıştır) (Ocak ayı hemen başında veri toplandığı için daha sonra WoS'ta yeralan bilgiler gözönüne alınmamıştır. Daha sonra güncelleyeceğim).
  • 2012 senesinde yazarların yayına toplam oransal katkısı (=Yazar sayısı/Yayın) (Ocak ayı hemen başında veri toplandığı için daha sonra WoS'ta yeralan bilgiler gözönüne alınmamıştır. Daha sonra güncelleyeceğim).
  • NOTLAR: 
    • Her yayın Psikoloji Bölümünde görevli bir öğretim elemanı tarafından yapılmış değildir. 
    • Her öğretim elemanı Psikoloji alt dizinlerinde yayın yapmamıştır. Hatalar mutlaka vardır. 
    • (Tam da bu nedenlerle ayrıca her bir bölüm öğretim üyelerinin son 3 senelik akademik yayınlarını yakın zaman da paylaşacağım. Ama ilk önce teyit ettirmem lazım.)
  • Yayın yapılan dergi isimleri

Aşağıdaki bağlantıyı takip ederek sonuçlara ulaşabilirsiniz:


http://goo.gl/9KupYp


Paylaştığım veriler daha sonra kademe kademe akademik makale halinde yayınlanacaktır.


09 Kasım 2013

Vakıf üniversiteleri ile ilgili araştırma duyurusu

Ekteki anketimizle vakıf üniversitelerinde yaşanan sorunlara dair tutumları araştırıyoruz. Katılımınızı bekliyoruz. http://goo.gl/lQzQZI

07 Kasım 2013

Psikoloji Bölümleri Öğretim Üyeleri Hakkında Sayısal Bilgi (7 Kasım 2013)

Bugün (7 Kasım 2013) bir e-liste için Psikoloji Bölümleri Öğretim Üyeleri Hakkında Sayısal Bilgi hazırlamıştım. Bunu buradan da paylaşmak istedim. 

Buyrun bu da bağlantısı.

Bu dosyada sayısal olarak:
  • Üniversite websitelerindeki Tam Zamanlı Öğretim Üyesi (Yrd.Doç. ve üstü) (2 Ocak 2013) 
  • Üniversite websitelerindeki Tam Zamanlı TOPLAM Öğretim Üyesi (Yrd.Doç. ve üstü) (7 Kasım 2013)
  • Lisansı Psikoloji Olanlar
  • Doktorası Psikoloji Olanlar
  • Doktorası klasik/geleneksel anlamda PSİKOLOJİ* olmayanlar
  • Eğitim Fakültesi (PDR, Özel Eğitim gibi) Çıkışlı Öğretim Üyesi Sayısı
  • Tıp Fakültesi Çıkışlı Öğretim Üyesi Sayısı
  • Diğer Fakültelerden veya Lisansı Psikoloji olan FEF benzeri fakültelerden Çıkışlı Öğretim Üyesi Sayısı
  • Online Eğitim Yapan Bir Kuruluştan Doktorası olanlar
  • Bölüm sayfası
  • Yükseklisans/Doktora programları
  • ve çeşitli notlar bulabilirsiniz.

Disclaimer :) (listeye yazdığım şekliyle yazıyorum) 
Ben bu konuda bir taraf tutmuyorum. Bibliyometrik analizlerle de uğraştığım için bu verileri de elimde bulunduruyorum. Kişisel olarak fikrim, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, bölümlerin istedikleri öğretim üyeleri ile çalışabilecekleri yönünde. Şu an bazı üniversitelerde yönetimler bölümlere sormadan atama yaptıkları için veya bölüm kurdukları için bazı sorunlar ortaya çıkmakta. Ayrıca benim de lisansın Koç Psikoloji'de (ÖSYM derecesi birşey ifade ediyorsa TM'de Türkiye 341.si) ama doktoram Purdue Disiplinlerarası Dilbilimde. Kendimi sadece Bilişsel Bilimci veya Psikodilbilimci (tez komite üyelerimden birisi Dan I. Slobin'di) olarak tanıtıyorum. Websitemde de bu şekilde yazılı.
Ayrıca öğretim üyelerinin (genellikle içler acısı) yayın sayıları ile bibliyometrik veriler topluyorum. Örnek olarak şu an Psikoloji bölümlerinde kadrolu ve psikoloji doktoralı 60'dan biraz fazla profesör var, bunların 20 civarının uluslararası en saygın veritabanlarından biri olan Social Science Citation Index'te (SSCI) 4'ten az yayını var. Yarısının da 10'dan az. Ki bu rakamlar kişi başına düşen yayısı değil.
Yakında canım sıkılırsa oturup bir de sıralama (ranking) yaparım.
Name and shame!

02 Kasım 2013

Üniver-üniver-üniversitelerimiz (3)

Arkadaşlar olay Ahmet, Mehmet meselesi değil. Özel üniversiteler zaten bööööylee yaaa da demeyin. Türkiye'de özel üniversite yok hepsi ya VAKIF üniversitesi ya devlet üniversitesi hiçbiri kar amacı güdemezler. Şeffaf olmak zorundalar. Ve vakıf üniversitelerinden de çok güzel örnekler var ki bunlar Türkiye'nin en iyi üniversiteleri arasına girdiler: Koç, Sabancı, Bilkent gibi. Ben de Koç mezunuyum. Ve bunu da bugün de gururla söylüyorum. Türkiye'de şu an 45bin civarında doktoralı insan var yaklaşık ve bu 10 sene içerisinde 150bine çıkartılacak, o yüzden üniversiteler "doktora programları" kurmaya teşvik ediliyorlar. İçleri boş. Hoca yok. Bu ülkede 0 uluslararası yayınlı profesörler var. Bu ülkede bir kaç yayınla yeni jenerasyondan da profesörler var. Bu ülkede bilimsel sahtekarlık yapmış profesörler var. Bilim böyle yapılmaz. Bunlar doktora programı yürütemezler. Bu kişiler bize destek değil köstek oluyorlar. Bakın bu içi boş doktora programlarından mezun kişiler üniversite kadrolarına girmeye başladılar. Eskiden kötü olan herşey daha da kötüye gidiyor.

Üniversite mezunu sayısı artırılmaya çalışılıyor o yüzden böyle abuk subuk kurumlar kuruluyor. Yayın sayısı artırılmaya çalışılıyor ama sonucunda iyi şeyler olduğu gibi aynı zamanda sürekli plagiarism/intihal haberleri geliyor. Energy Education... gibi Türkiye menşeli dergilerin yediği nanelerle uluslararası bilim camiasında Türkiye'nin adı geçiyor.

Tersine "beyin göçü" için özendirilmeye çalışılıyor sonra dönen bizleri bu b.ktan kurumlarda sindirmeye çalışıyorlar. Üniversiteler dersane değildir. Üniversiteler müteahhitlerin para kazanma arka bahçeleri değildir.

Biz ülkenin geleceğini yetiştiriyoruz. Üniversitelerin içi boşaldıkça, saygınlıklarını yitirdikçe geleceğimiz mahvoluyor. Sesimizi çıkartmazsak bu böyle devam eder ve daha da berbat hale gelir.

Yalakaları istemiyoruz.

Sesimizi çıkartmazsak neler olabilir:

Tanıtım standlarında hosteslik yapmaya devam ederiz.

Bölüm sekreterliği yapmaya devam ederiz.

3-5 şehre açılmış "kampüslerde" lisans, y.lisans, doktora programcıkları yürütürüz.

Farkındaysanız mal bulmuş mağribi gibi uzaktan/online eğitime heves eden üniversitelerimiz var. Buralarda da ders vermeye başlarız. Buralardan doktoralı kişiler üniversite kadrolarını doldurur. Nitekim online doktoralı insanlar, abuk subuk ülkelerden doktora almış kişiler kadrolaşmaya başladılar bile.

Pek çok bölüm uzaktan eğitim modeline geçer.

Pek çok üniversite "sınavsız eğitim" modeline geçer. 


Test sistemiyle master, doktora programları yürütülür -- ki şimdiden yapanlar var. Bu sistemler y.lisans düzeyinde uygulanamaz, bilimsel üretime yol açmaz, aksine sadece belli bir bilgiyi bilimin temeli olan sorgulama, merak etme, araştırma ve en önemlisi tekrar tekrar verileri test etmeyi ortadan kaldırır.

Türkiye hiçbir şekilde gelişmiş ülkelerle rekabet edemez.

10bin tane daha doktora ihtiyacımız var derler, hastanesiz tıp fakülteleri kurulur. Sokaktan geçen doktor olur.

10bin tane danışmana ihtiyacımız var derler. Uyduruk bir sertifika programı alan herkes danışman olur.

Bu böyle devam eder gider. Bizimkiler kısayol tuşları bulmakta çok ustadırlar. Şeytana pabucunu ters giydirirler.

Bu tür eğitim modelleri; temel, düzgün üniversiteler olmadan oturtulacak ve işletilecek modeller değildir.

Bakın rektörler cumhurbaşkanının atadığı kırmızı plakaya sahip insanlar ama "patronlar" karşısında ezilip büzülenler var. Ben onlardan utanıyorum. Ben patron-rektör-genel sekreter vs.nin silahşörlüğüne soyunmuş dekanlardan utanıyorum. Bunların hiç mi saygısı yok mesleklerine, merak ediyorum. 


Tamam onlar "su akarken testilerini doldurma" telaşında olabilirler ama biz değiliz.

Biz özerk üniversite diyoruz, özgür üniversite diyoruz. 


Şu an gittiğimiz yol, yol değil!

Yazının ilki ve ikincisi.