AKADEMİK DÜNYA "aman çok akademik"

29 Eylül 2015

Yeni akademik yıl (2)

Yeni bir akademik yıla başlıyoruz (bazı kurumlar çoktan başladı bile). Geçtiğimiz akademik yıllardan çıkartacağımız bazı dersler var, bu yıl umarım daha hazırlıklı bir şekilde hareket ederiz. Türkiye yükseköğretiminin genel sorunları olmakla birlikte, psikoloji özelinde bir kaç konuya değinmek istiyorum. (bunlar bilinen şeyler ama bilmeyen cahil profesörlere ve kendini çok akıllı zanneden üniversite yöneticilerine kapak olsun :) Demiştim ve bu konuyla ilgili ilk yazımı dün yazmıştım. Burada.

Çıkardığımız derslere devam. Bugünkü konumuz ise lisans eğitimi ile ilgili bir kaç hatırlatma:

Lisans derslerini veren öğretim elemanlarının tam zamanlı olması gerekir. Yarı zamanlı öğretim elemanı demek, üniversite(yöneticileri)nin ekstra para kazanması için saatlik (ucuz ve taşeron) işçi demektir. Bunlar sadece ders saatinde üniversitede bulunmak zorundadır ve sadece o saat için ödeme yapıldığından başka hiç bir iş yapmak zorunda değillerdir. Örneğin, bu kişileri başka zamanlarda ofislerini geçtim (çünkü yoktur), üniversitede bile bulamazsınız, e-postalarınıza da cevap vermek zorunda değillerdir.


Öğretim elemanlarının tam zamanlı olması ve doktora sahibi olması gerekir (Öğr. Gör. Dr., Yrd. Doç. Dr., Doç. Dr., Prof. Dr. gibi). Doktorası olmayanlar daha ucuz olduğu için yani üniversite(yöneticileri)nin ekstra --daha çok daha çok, doyuramıyoruz-- para kazanması için saatlik (ucuz ve taşeron) işçi demektir. Büyük bir çoğunluğu hayatında ilk kez ders verme tecrübesi yaşıyordur ve sadece yükseklisans derecesine sahiptir, belki o bile yoktur. Hele Türkiye şartlarında hem dersi veren kişiye yazık olur hem de öğrencilere. Bu işten tek kazançlı çıkan, ne sen ne ben ne de baban, sadece ve sadece üniversite yönetimidir.


Bir bölüm için tam zamanlı doktoralı öğretim üyesi (dikkat edin eleman falan değil üye diyorum artık) sayısı üj-bej falan olmaz. Bu trajikomik bir durumdur. Bu kadar az kişi allame de olsa o bölümde iyi ve kaliteli bir yükseköğretim yapılması mümkün değildir. Çünkü öğretim üyelerinin sadece ders verme gibi görevleri yok. Ayrıca araştırma ve idari görevleri var, ki bunlar ders vermeden çok daha fazla zaman gerektiren işler. Üj-bej öğretim üyesi günü bile kurtaramaz. Aksine, onlarca ve liyakatli öğretim üyesi olmalıdır. Akademik liyakatın en belirgin ölçme biçimi de uluslar arası hakemli bilimsel dergilerdir. 


Bir bölüm için tam zamanlı doktoralı öğretim üyesi o bölümden derece(lere) sahip olmalıdır. Örneğin psikoloji bölümündeki bir öğretim üyesi en azından psikoloji bölümü mezunu olmalıdır (psikiyatrist değil, ilahiyatçı değil, mühendis hiç değil). Hiç psikoloji bölümünden ders almamış, dereceye sahip olmamış kişi, her hangi bir psikoloji dersi anlatabilir mi? (o da kesiyor, o da kesiyor diye berberden kasap olur mu?) Aklınız alıyor mu bunu? 


Arkası yarın belki yarından da yakın.