05 Mayıs 2015

Akademik iş arama-bulma, arayan bulur mevlasını da belasını da :)

Bir arkadaşımla akademik iş meselelerini yazışırken veya bana son zamanlarda sen neden dövlEt üniversitesinde çalışmıyorsun bakiiim diye sormalarından yola çıkarak birşeyler karalamak istedim. Daha önce de benzer şeyler yazmıştım ama birilerine faydası dokunur belki.


Türkiye'de şu an 2 çeşit üniversite var: Devlet ve Vakıf. (Şu yeni yasa çıkarsa 4 çeşit olacak, devlet, vakıf, özel, yabancı. Gerçi bu pek çok şekilde delindi artık özeli de yabancı ortaklısı da var ama neyse, bilmiyomuş gibi yapayım) Vakıflar aslında (çoğunlukla) özel üniversiteler. Kar amacı güdüyorlar. Özellerin arasında Koç, Bilkent ve Sabancı'yı çok ayrı bir yere koymak lazım. Gerçekten diğerlerinden çok farklılar (ama çok da benzer olan yönleri var). Diğerleri ya eski özel okulcu/dersaneciler tarafından kurulmuş, ya genelde batık veya genişlemeyi düşünen şirketler tarafından kurulmuş veya genelde bir camia/cemaatle uzaktan/yakından alakalı üniversiteler bir kaç tane de hastane sektöründen üniversite 'piyasasına' da girenler var. Ama bu son saydıklarımın hemen hepsinde 1 senelik sözleşmelerle hem YÖK yasasına hem de İş Kanunu'na bağlı olarak çalışılıyor. Yani hem kamu hizmeti yapıyorsun ama sözleşmeli her türlü sömürüye açık işçisin.


Devlet ve vakıf/özel üniversitelerin yine hemen hepsinde iş ilanı kişiye özel çıkıyor. (Bunu hemen herkes biliyor. Yine de nadiren de olsa, mimlenmiş bir kaç üniversite var. Onlarda kimse çalışmak istemediğinden ilana çıkıp duruyorlar :) ) Yani ilkönce aday ile her şekilde anlaşıldıktan sonra yasa gereği ilana çıkılıyor. Bu nedenle ilkönce sizin iş bulmanız gerekiyor. Peki bu nasıl oluyor?


En kolayı tanıdık üzerinden. Yani okul yönetiminde rektör, dekan; özel üniversitelerde bir de buna ek olarak mütevelli heyet üyeleri (başkanı okulun sahibi gibi birşey) tanıdık ise. Sizi hemen apar topar atayabilirler. Daha Türkiye'ye dönmeden bile :) Ya da doktoranızı almadan bile :)


Diğeri üniversitelerin ilgili bölümlerinde bölüm başkanı veya öğretim üyesi olan tanıdıklar üzerinden. Yani onlara direk bölümünüzde öğretim üyesi ihtiyacı var mı diye sormak. Sağlıklı bir bilgi alabilirsiniz böylelikle.


Başka bir yöntem ise kimseyi tanımıyorsanız dekan veya bölüm başkanlarına e-posta ile yukardaki soruyu sormak CV'nizi de eklemek. Türkiye'de e-postalara genelde cevap vermiyorlar. Çok bir genelleme yaparsam, yurtdışı eğitimliler cevap verir de Türkiye eğitimliler bir tuhaf. (İstisnalar var tabi, bu sadece kişisel bir gözlem). O da aklınızda bulunsun. Hiç yanıt alamazsanız siz de bir gariplik yok. Onlar sorunlu.


Olumlu bir geri dönüş olursa, yani gelin tanışalım derlerse, amaçları aynı iş görüşmesinde olduğu gibi boyuna posuna tipine bakmak... Çok mu yayınınız olması lazım? Yayın mı!? O da ne ki, yenir mi :) 


Daha yazarım...