AKADEMİK DÜNYA "aman çok akademik"

29 Eylül 2014

Hayali eğitim

Lisansüstü programlarla ilgili çeşitli sorular geliyor ve elimden geldiğince cevaplamaya çalışıyorum. Genel bir değerlendirme yapmak istedim. Ama bunu kendi durduğum yerden (kendi eğitimime göre) bakarak yapıyorum. Hemen alınmasın, Şehabettin Üniversitesi. Elbette daha iyi eğitime ya da daha kötü eğitime sahip olanlar farklı düşüneceklerdir. Tabiki istisnalar mevcut.

1- Öğretim görevlileriyle lisans ve hatta lisansüstü eğitimin yapılmasını sakıncalı buluyorum. Şöyle ki bölümde 20-30 öğretim üyesi olsa ve lisans eğitiminde kimi giriş derslerinin öğretim görevlilerine (=lecturer) verdirilmesi veya doktora öğrencilerinin deneyim kazanması amacıyla öğretim asistanlığı yapması gayet doğal. Ancak, sözgelimi, 3 öğretim üyesi ve tam-zamanlı (ve hatta yarı zamanlı) öğretim görevlileriyle (doktorasız, hatta yükseklisanssız) derslerin yürütülmesini normal karşılayamıyorum. 

2- Aynı şekilde lisansüstü eğitimin özellikle yükseklisans eğitiminin doktorasız öğretim görevlileri ile yürütülmesini anlayamıyorum. Sadece yükseklisans derecesine sahip bir kişinin yükseklisans derslerini nasıl verebildiğini hatta tezlere (ya da projelere) danışmanlık yapabildiğini hiç anlamıyorum.

3- X programında yürütülen X lisansüstü eğitimi X programından doktoralı öğretim üyeleri tarafından yürütülür. Tabiki tam zamanlı olmalı bu kişiler, yoksa tez danışmanlığı falan nasıl yapılabilir ki. Türkiye'de giderek artan bir şekilde bunun aksini görüyorum.  

Genel itibariyle hayali ihracata nazire yaparak söylemek gerekirse, Türkiye'de şu an hayali eğitim yapıldığını düşünüyorum. 

Not: Tabiki çok başarılı öğretim görevlileri mevcuttur, tabiki çok "kötü" öğretim üyeleri vardır. Ama dediğim gibi bu şekilde bir öğretim biçimi, benim baktığım yerden (ve muhtemelen uluslararası standartlar açısından), Türkiye'nin şahsına münhasır gibi duruyor şu an. 

İlgilisine: