AKADEMİK DÜNYA "aman çok akademik"

25 Haziran 2014

Psikoloji yazcam...



Bunlar benim tamamen kişisel görüşlerim (bu yazıyı gün geçtikçe güncelliyorum/geliştiriyorum):

Üniversite tercih zamanları geldi çattı. Benim psikoloji okuyasım geldi diyorsunuz ve üniversite üniversite gezmek istiyorsunuz ama nasıl değerlendireceğinizi neye karar vereceğinizi bilmiyorsunuz, ne yapmalısınız? (üniversiteyi kazandım nereyi tercih edeceğim diye soruyorsanız da okuyabilirsiniz). İlkönce şu yazıma bakabilirsiniz: Psikoloji Bölümleri Değerlendirme Tablosu (Görsel).

Ben sizin yerinizde olsam ilkönce gelecek hedeflerimi (ben ne yapmak istiyorum, ne tür bir işim olsun vs.) düşünürdüm. Biliyorum zor. 


Soru: Bana bir diploma lazım, nereden aldığım farkeder mi?

Cevap: Beklentiniz sadece buysa, farketmez. YÖK'ün tanıdığı psikoloji diploması veya eşdeğeri aynı şeydir. (Bu yazının kalanını okumasanız da olur).


Soru: Devlet mi, Özel/Vakıf mı?
Cevap: Devlet, vakıf vs.den daha önemlisi kaliteli eğitim ve etiket.



SoruÖzel/Vakıf üniversitesi istiyorum, hangisini yazayım?
Cevap: Önceliklerinize göre değişir.
Cevap 1: Para önemli ise en ucuz üniversite hangisi ise o.
Cevap 1-EK: Evinize en yakın olanı.
Cevap 2: Şehir önemli ise İstanbul, Ankara, İzmir > diğerleri.
Cevap 2-EK: İstanbul var İstanbul vaaaar :) Ankara var Ankara vaaaar :) İzmir var İzmir vaaaaar :) İstanbul diye Tekirdağ yakınlarında, Kocaeli yakınlarında da olabilir üniversite. Nolcak canım diyorsanız. Para, para, para, yol, yol, yol, zaman, zaman, zaman derim. 
(aşağıdaki soru-cevap kısmında devam edeceğim bu konuya)



Soru: Psikolog olmak istiyorum çünkü çok para kazanmak istiyorum, olur mu?
Cevap: Yok öyle birşey. Mezunlara sorun, ne kadar maaş alıyorlarmış. (yeni, ortalama bir mezun 1500-2000 lira, bildiğim kadarıyla).



Soru: Psikolog olmak istiyorum çünkü böyle çay, kahve içip, dert dinleyip, çok para kazanmak istiyorum, zaten ben bunları günlük hayatta da yapıyorum. (çok iyi fal bakarım). Olur mu?
Cevap: Eğer hayalinizdeki psikolog, hasta/danışan gören kişi ise (binbir çeşit psikolog var, bu bahsettiğiniz sadece bir çeşidi) en yakın bir "deli hastanesine" gidin. Gerçek hasta neye benziyor bir ona bakın :) Ondan sonra konuşalım.



Soru: Benim için kaliteli eğitim de önemli. Eğitim kalitesi nasıl anlaşılır? 
Cevap: Bu konu çok uzun. Ama kısaca yazmaya çalışayım. Eğitim kalitesini belirleyen şeyler: Tam zamanlı öğretim üyeleri, kütüphane, üniversitenin olanakları/altyapısıŞu an ki üniversitelerimizi (ve yönetim yapılarını) gözönüne alırsak:
  • Tam zamanlı Öğretim üyeleri (yardımcı doçent, doçent, profesör):
    • Kaliteli bir lisans eğitimi (program başına) 3 tam zamanlı öğretim üyesi ile olmaz. 
    • Tam zamanlı öğretim üyesi sayısı arttıkça, öğretim kalitesi artabilir.
    • Yarı-zamanlı (part-time) öğretim elemanları sayısının çok olması iyiye işaret değildir. Taşıma suyla değirmen dönmez. 
    • Psikiyatrist≠Psikolog. Dünyanın hiç bir yerinde psikiyatristle psikoloğun aynı şey olduğuna rastlanmaz. Psikiyatrist tıp fakültesi mezunu olup uzmanlığını psikiyatride (ruh ve sinir hastalıkları); psikolog fen-edebiyat (vb.) fakülte psikoloji bölümü mezunu olup doktorasını psikolojinin alt alanlarından birisinde yapana denir. 
        • Psikolog psikiyatristin ilaç yazamayanı tanımlaması doğru değildir. Bu hem psikiyatristlere hem psikologlara hakarettir.
    • Psikoloji bölümlerinde öğretim üyelerinde psikolog sayısına bakınız. 
    • Öğretim üyesi var öğretim üyesi var. Özgeçmişlerine/CVlerine bakınız:
        • Uluslararası yayını var mı? (Uluslararası bilimsel dergi makalesi, uluslararası kitap gibi)
        • Kabaca, atıyorum, yardımcı doçentse 4, doçentse 8, profesörse 12 tane uluslararası bilimsel dergi makalesi ve/veya kitap olmalı.
        • Bilimsel projeleri var mı? (uluslarası bilim kuruluşları destekli ve/veya TÜBİTAK destekli)
        • Doktorasını nerede yapmış? 
          • İyi üniversitelerde yapılmış doktora her zaman daha makbuldür. Nerden bileceğim iyi üniversite olup olmadığını diyorsanız buraya bakabilirsiniz.
    • Bir bölüm 3 tam zamanlı öğretim üyesi sorunsalı yazıma bakınız.
    • Öğretim üyelerinin haftada kaç saat ders verdiğini sorunuz: En iyi üniversitelerde haftada maksimum/en çok 6 saattir. Sorunuz.
  • Kütüphane:
    • Kütüphanesiz üniversite olmaz. NOKTA. Mutlaka üniversite kütüphanesini/kütüphanelerini görün. Napcam ben kütüphaneyi yaaaa, internete girer yaparım ödevimi, bulurum kitapları demeyin, bulamazsınız, yapamazsınız.
    • Kütüphane bir apartman dairesi büyüklüğünde olmaz. Öyleyse öğretime verilen kaliteyi gösteriyor demektir :)
    • Bir üniversitenin kütüphanesi mezun olduğunuz lisenin kütüphanesinden ve herhangi bir halk kütüphanesinden büyük olmalıdır. Ee yani bir zahmet. 
    • Bizim online erişimimiz var lafını geçiniz efendim geçiniz (bu hepsinde aşağı yukarı aynı, YÖK tarafından mecbur kılındı).
    • Kabaca söylemek gerekirse, atıyorum, bir üniversite kütüphanesinde 10,000 tane psikoloji ile ilgili kitap olmalı. Uluslararası ve bilimsel olmalı, zihninizi nasıl açarsınız tarzında değil :) Bu kadar kitap bir vakıf üniversitesinin psikoloji bölümünden elde ettiği "gelirle" 2 senede rahat alınabilir, çok değil :) O kadar kitap var mı yaa diyorsanız var vaaar olmaz mı :)
    • Kütüphaneler sadece mesai saatlerinde değil daha uzun süreli açık olmalı.
  • Üniversitenin (diğer) altyapısı/olanakları:
    • Psikoloji bir sosyal bilim alanı ve hem niceliksel hem de niteliksel araştırmaların bol bol booool yapıldığı bir alan. O yüzden en azından (lisanslı ve yasal) SPSS programı öğrencilerin kullanımına mutlaka açık olmalı. En az 2 derste bu programı kullanacaksınız, en az 2 ödevinizi hazırlarken bu programdan yararlanacaksınız benden söylemesi.
    • Araştırma dedik bu nedenle bölüm öğretim üyelerine ait laboratuvar(lar) mutlaka olmalı. (Ne araştırması ne labı diyen yöneticilerin kara cahil oldukları yüzlerine söylenebilir, bu serbest :))
    • Öğretim üyelerinin kendilerine ait ofislerinin olması. Öğretim üyeleri aynı ofisi paylaşmamalı. Niye mi?
        • Değilse, öğretim üyesi mutlu değildir. İşlerini yapmakta zorlanır.
        • Siz soru sormaya gittiğinizde yan masada konuşulanları da dinlemek zorunda kalırsınız.
    • Derslerin rahatlıkla yapılabileceği büyük geniş amfilerin, en azından slayt gösterilerinin de kullanılabileceği projektörlü, bilgisayarlı/ses sistemli derslikler mutlaka olmalı. (size garip geliyor ama bunların bile olmadığı ünfersteler var)
        • Dersliklerin kapıları kesinlikle kilitlenmemeli. Öğrencilerin ve/veya öğretim üyelerinin kullanımına ders dışında da mutlaka açık olmalı.
        • Derslikler ve ofisler mutlaka havalandırmalı, klimalı yaz-kış çalışma ortamına uygun olmalı. Yoksa kışın donar, yazın pişersiniz. Demek ki okul 3 kuruş para ayırıp sizin sağlığınızı düşünmüyor.
    • Wi-fi internet. Niye mi, işte öylesine :)
    • Yazı yazma / ödev/makale hazırlama / İş başvurusu belgeleri hazırlama vb. desteğinin sürekli verildiği yazı labları mutlaka olmalı. (özellikle İngilizce eğitim veren kurumlarda ama Türkçeler için de lazım)
    • Medikomuz var PDRmiz var vs diyenleri geçiniz efendim bunlar YÖK tarafından şart konulan şeyler zaten. Kaç doktor/hemşire çalışıyor [1 tane emekli amca mi mesela], kaç psikolog çalışıyor, ne kadar süreli çalışıyor bunları sorunuz.
    • Kullanıma açık, acil durumlarda insanların tahliye edilebileceği yangın merdivenleri var mı?
    • Öğrenci kulüplerine ait odalar var mı? Her bir kulüp için 1 tane olması lazım.


Soru: Bir bölüm buldum 3 öğretim üyesi var ama 3'ü de profesör. Hem de çok ünlü(ymüş). 3 profesör 100 kaplan gücünde midir? 10 tane yardımcı doçent eder mi?
Cevap: Yok öyle birşey. Yukarıdaki Tam zamanlı Öğretim üyeleri bölümüne bakabilirsiniz.


Soru: Bir bölüm buldum, kadrosu muhteşem. Hem gazetede yazı yazıyorlar, hem de her hafta televizyonda program yapıyorlar. Demek ki çok iyi hocalardan/akademisyenlerden oluşuyor, değil mi?
Cevap: Yok öyle birşey. Bu kişiler demek ki akademik araştırma yapmıyorlar, derslerine çok iyi hazırlanmıyorlar demek olabilir bu, yoksa nereden vakit bulabilirler -- bir televizyon çekimi yarım gün mesai demek. Üniversiteciklerin "celebrity" dediği "müşteri çekmek" (yani siz oluyorsunuz) için kullandığı ucuz yöntemler bunlar. Reklam yani :)


Soru: Bir üniversite var adı (atıyorum) Taksim Üniversitesi. Ne güzel İstanbul'un göbeğinde. Heryere ulaşımı rahat, canım sıkılınca kafelere takılırım, sinemaya giderim, hatta kitapçıları bile gezebilirim değil mi?
Cevap: Üniversitenin adresine iyice bakınız. Taksim Üniversitesi İstanbul Girişi Gişeler-İstanbul İl Sınırı, İstanbul olabilir :) 



Soru: Bir üniversitenin 5-6 tane kampüsü var, bazıları merkezi yerlerde. Demek ki çok büyük bir üniversite, kesin tercih etmeliyim, değil mi?
Cevap: Eski devlet üniversitelerinin dağınık yerleşimleri olabilir. Yeni vakıf üniversitelerinin çoğunun ise kampüs dedikleri bir kaç binadan oluşmaktadır. Merkezi yerlerde olan binalar genelde yükseklisans programlarına ayrılmıştır. Gezip görmeden karar vermeyin derim.


Soru: Bir üniversitenin psikoloji bölümünde hem İngilizce hem Türkçe eğitim veriliyor. Hem yükseklisans programları hem doktora programları var. Demek ki çok iyi bir üniversite ki bu kadar program açmış, kesin yazmalıyım değil mi?
Cevap: Bu kadar program 20-30 tam zamanlı öğretim üyesi ile ancak yürütülebilir. 3-5 hoca varsa taşıma suyla ve günü kurtarmak üzerine kurulu bir üniversite olabilir. Dikkat edin. 


Soru: Öğretim üyelerinin önemli olduğunu söylüyorsunuz. Neden? 
Cevap: Tam zamanlı öğretim üyeleri sizin asıl hocalarınız olacak, danışmanlarınız olacak, bölümün gidişatına onlar karar verecek. Danışmanlarınız olarak eğitim-öğretim ile ilgili önünüzdeki 4-5 sene muhatap olacağınız kişiler bunlar olacak. Ayrıca staj yapmak istediğinizde akıl soracağınız kişiler, mezun olurken fotoğraf çektirebileceğiniz kişiler bunlar olacak :) İş başvurularınızda ya da yükseklisans-doktora başvurularınızda referans mektuplarına ihtiyaç duyacaksınız, bu mektupları da yine bölümdeki tam zamanlı öğretim üyelerinden alabileceksiniz. Bu öğretim üyelerinden aynı zamanda önünüzdeki 4-5 sene bir kaç ders alacaksınız. Seneler sonra evet o benim hocamdı diyeceğiniz kişiler de yine bunlar olacak.


Şu yazılar da ilginizi çekebilir:


Türkiye’deki Psikoloji Bölümleri Akademik Değerlendirmesi (2014) (pdf halinde) (Ocak 8, 2015)

%25, %50, %75, %100 burs ne demek? (Haziran 29, 2014)

Kontenjanlar, İngilizce-Türkçe programlar, daha neler neler (Haziran 30, 2014)

2014 Psikoloji kontenjanları (Temmuz 2, 2014)

#BAUdaKıyımVar (Temmuz 3, 2014)

Psikoloji bölüm başkanlıklarına ilginç örnekler (Temmuz 4, 2014)

Hoca-Üniversite ilişkisi ölçme biçimi (Temmuz 6, 2014)



Akademik Dünya bloğunun kardeş sitesi Psikoloji artık (ücretli) üyelik sistemi ile çalışıyor.


Yıllık 20 TL.


Bilgi (ve indirimler) için