15 Ocak 2014

Araştırma üniversitesi

Türkiye'de biz "araştırma üniversitesi" olacağız diyerek yola çıkan (reklam yapan) üniversitelerimiz var. Bu güzel bir şey, içlerinden belki başaranlar vardır. 

Peki araştırma üniversitesi nedir, neye benzer?

ABD'de bir kaç çeşit üniversite tanımlanmıştır. Bunlar kuruluşlarına göre eyalet üniversiteleri, özel üniversiteler ve "land-granted" üniversiteler, yani eyalete ait olup varlıkları birileri tarafından karşılanmış olanlar.

Başka bir gruplama biçimi de bölgesel olarak bir gruba / lige dahil olan üniversiteler. Mesela Türkiye'de çok da bilinen Ivy League; mesela Big Ten.

Şu an bizi ilgilendiren kısmı yüksek öğretimde Carnegie sınıflandırması. Buna göre çok/yüksek araştırma yapılan üniversiteler (R1), araştırma yapılan üniversiteler (R2). Bunun dışında eğitim/ders ağırlıklı üniversiteler (Teaching). Genelde sosyal bilimler, edebiyat benzeri bölümlerin olduğu Liberal Arts üniversiteleri (college). Buradaki kolej, Türkçe'deki kolej anlamına gelmiyor. İçlerinde çok saygın olanları da var. Genelde sadece lisans eğitimden oluşuyorlar. 
Bizdeki 2 senelik okullara karşılık gelebilecek Community College'lar. 

Sadece yükseklisans doktora programlarından oluşan üniversiteler, bunların içinde sadece alana doktora gibi yüksek eğitimli eleman yetiştiren Professional School'lar. Ayrıca Medical School (Tıp) ve Law School (Hukuk) okulları, bunlar lisans düzeyinde olmazlar. Bu okullara girmek için ilk önce bir lisans eğitiminden geçmeniz gerekir. Yani 22-23 yaşında bir doktor, avukat bulamazsınız :)

Şu adresten ayrıntılı bir şekilde bakılabilir:

http://classifications.carnegiefoundation.org/

Çok wikipedia'ya referans vermek istemesem de özet olacağı için buraya bağlantı veriyorum:


http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_research_universities_in_the_United_States

Bu üniversitelerin --yani R1 olanların-- üniversiteler açısından bakıldığında en akademik (en çok araştırma) yapılan üniversiteler olduğu görülmektedir. Bu anlamda en saygın olanlarıdır. Dünyanın en iyi üniversiteleri derken genelde bu çeşit üniversitelerden bahsediyoruz.

Abdullah Atalar burada araştırma üniversitelerinin genel özelliklerinden bahsetmiş. Ben yinelemiş olacağım.

Atalar'a göre araştırma üniversitelerinin temel özellikleri arasında şunlar vardır:

  • Seçkin öğretim üyeleri
  • Yıldız araştırmacı öğretim üyeleri
  • Düşük ders yükleri
  • Seçkin lisansüstü öğrenciler
  • Yeterli parasal kaynak
  • Zengin kütüphane
  • Geniş fiziksel olanaklar

Şimdi kendi fikirlerimi katarak bunların bazılarının ne demek olduğundan ve ne demek olmadığından biraz bahsedeyim. 

Seçkin öğretim üyeleri derken araştırma yapan, doktora öğrencisi yetiştiren, pek çok proje yürüten ve en önemlisi en saygın bilimsel dergilerde yayın yapan kişilerden bahsediyoruz. 

Bu kişiler doktoralarını dünyanın önde gelen (R1) ve farklı üniversitelerinden (yani çalıştığı üniversiteden değil; yani in-breeding değil) almışlardır. Bu kişiler için derse girmek, külfet olarak görülebilir. Yani bir araştırma üniversitesi hakemli uluslararası dergilerde yayın yapmayan öğretim üyelerinden oluşamaz. 

Yani doktorasını (hatta lisans, yükseklisansını da) sözgelimi XYZ Üniversitesi'nde alıp emekli olana kadar o üniversitede çalışan öğretim üyelerinden oluşan bir üniversitenin (Harvard gibi bir üniversite değilse) araştırma üniversitesi olmasını bekleyemeyiz. 

Hele sözgelimi SCI, SSCI, AHCI gibi indekslerde 1-2 yayınlı profesörlere bu üniversitelerde rastlayamayız. Profesör, doçentten, yardımcı doçentten vs. daha çok bilir gibi birşey yoktur. İnsanlar ünvanlarıyla değil isimleriyle bilinirler :)

Öğretim üyeleri işçi kanununa bağlı çalışmadıkları gibi, haftalık çalışma saati (40 saat - 45 saat vs gibi) belli değildir. R1 üniversitesinde bir öğretim üyesinin çalışma saatinin sınırı yoktur. Yani gece, gündüz, haftasonu, tatil vs. farketmez. 

Ders yükü derken bir araştırma üniversitesinde bir öğretim üyesinin --YÖK'ün kriterlerinden olan-- dönemde en az 10 saat hatta 12, 15, 20 saat vs. ders vermesine kesinlikle rastlayamayız. Hatta senede 0 ile en çok 12 saat ders verme genel kriterdir. Yönetim vb. işlere genelde hemen hemen hiç dahil olmamaya çalışırlar. Bölüm başkanlığı, dekanlık vs. genelde kaçınılan işlerdir. O yüzden dönüşümlü olarak yürütülür. (yaaa :) ) 

Seçkin lisansüstü öğrenciler derken dünyanın çeşitli yerlerinden seçilmiş ve üniversiteye para vermeyen aksine çeşitli burslarla üniversiteden para alan öğrencilerden bahsediyoruz. 

Öyle ben okula yükseklisans için 40bin lira para verdim burası çok iyi bir araştırma üniversitesi herhalde gibi birşey asla olmaz. Bir araştırma üniversitesinde kendi paranızla doktora yapmanız imkansızdır. Kesinlikle almazlar. 

Araştırma üniversiteleri genelde kendi lisans öğrencilerini yükseklisansa, doktoraya kabul etmezler. Bu kendi lisans öğrencilerinin kötü olmasından değil (ki onlar da çok iyidir), yeni soluklara ihtiyaç duymalarından kaynaklanır.

Zengin kütüphane derken öyle binlerce kitaptan bahsetmiyoruz. Hem eski ve önemli kitaplar hem de güncel, yeni basılmış kitaplardan ama daha da önemlisi ileri gelen bilimsel dergilere mutlaka ve mutlaka erişimi olan üniversite kütüphaneleri. (Öyle abstractlarına falan değil [otur sıfır :) ], makalenin tamamına). 

Geniş fiziksel olanaklar derken kastedilen küçük bir şehir büyüklüğünde kampüs --zaten çoğu R1 üniversitesi başlı başına bir şehir gibidir. Öyle 3-5 apartmandan oluşan kampüsler değil. Genelde bir bölümün hatta bir araştırma alanının kendine ait binalarının olmasından bahsediyoruz. Bu binaların kafelerle dolu olmasından değil genelde laboratuvarlardan, ofislerden oluşmasından bahsediyoruz. 

Bu üniversitelerin çoğu, aynı zamanda sosyal, kültürel ve spor merkezleridir. Hem kendi şehirlerinden hem çevre şehirlerden sosyal, kültürel ve spor aktivitelerine katılımcı / seyirci çekmektedir. Sözgelimi herhangi bir zamanda başka bir devletin başkanının konuşma yapmaya gelmesi, bir dini liderin sözgelimi Dalai Lama'nın söyleşisi, çok ünlü bir popüler müzik yapan müzisyenin mesela Lady Gaga'nın konseri, en önemli bir flarmoni orkestrasının konseri hem ucuz hem erişilebilir hem de olağan aktivitelerdir. 

Bu üniversiteler aynı zamanda hem ulusal / uluslararası müsabakalara hem de olimpiyatlara sporcu yetiştirmektedir. Her türlü sporun yapıldığı spor komplekslerine sahiptirler. Örneğin 15-20bin kişilik bir basketbol stadı olması gayet normal karşılanabilir. 50bin-100bin kişilik bir (Amerikan) futbolu stadı olması gayet olağandır. Şaka veya abartı değil!

Bu üniversiteler --tabiki-- özerktirler.

Yani öyle hemen doğuştan araştırma üniversitesi olunmuyor! :)

-----
İlginizi çekebilir:

Araştırma üniversitesi (2)